Spor Yazarı | FIFA Players' Agent

Dr. Öğr. Üyesi Sedat Hayran

HENÜZ KAYBEDİLEN BİR ŞEY YOK.

Spor Toto Süper Lig'in 20. haftasında Bursaspor deplasmanına çıkan Fenerbahçe öne geçtiği maçta skoru koruyamadı. 1-1.

Bursaspor açısından;

Takım ve taraftar olarak çok gergin bir maçın oluşumuna sebebiyet verdiler. Bursaspor taraftarının aşırı sinirli olması, Fenerbahçe kalecisi Volkan’ın bulunduğu kaleye yabancı maddeler atmaları sonucu geç başlayan maçın sert geçeceği adeta baştan belliydi.

Bursaspor takımı maça aşırı gerginlik ve sert oyun kurgusuyla başladı. Orta alanda doğru eşleşme yapamamaları ve top kayıplarında geriye çabuk dönememeleri kendi yarı alanlarında ceza alanı içi ve çevresinde Fenerbahçe’ye ciddi pozisyonlar vermelerine neden oldu. İlk yarıda sergilemiş oldukları bu sert ve agresif içerikli futbol kurgularının dezavantajlarını devreyi bir kişi eksik kalıp ve skoru da 1-0 geriye düşerek tamamladılar.

İkinci yarıda Fenerbahçe’nin beklenen ofansif futbol kurgusunu rakip üzerinde fazlaca hissettirememesi sonucu Bursaspor takımının 88. dakikaya kadar maçın içinde kalmalarına neden oldu. Ev sahibi takım ikinci yarıda da ilk yarıdaki sergilemiş oldukları garip oyun formatlarını aynen devam ettirerek skoru 1-0’da tutmayı başardılar. Bitime sayılı dakikalar kala savunmayı ikinci plana alıp biraz daha rakip yarı alanında görünmeye çalıştılar ve tartışmaya açık kazandıkları bir penaltıyı gole çevirerek güçlü rakipleri Fenerbahçe’den beraberliği koparmayı başardılar. 

Fenerbahçe’ye gelince;

Sarı lacivertliler bu sefer takım olarak konsantrasyon bütünlüklerini sahaya iyi yansıtamadılar. Maçın ilk dakikalarını topu rakibe verip savunmayı çok adamla tutarak, Lens, Sow ve A.atıf üçlüsüyle kontrataklar arayan bir taktik anlayışı sergilediler. İlk yirmi dakika geçilirken biraz daha toparlanan sarı lacivertliler kazandıkları penaltıyla devreyi 1-0 önde kapatmayı başardılar.

İkinci yarı rakibin 1 kişi eksik olması ve skor avantajının da kendilerinde olmasına rağmen Fenerbahçe takımı rakibi üzerinde bu üstünlüklerini pek hissettiremediler. Belki de sürekli sert oynan ve tansiyonu yüksek olan maçta oyun planlarını rakibi üstünde pek uygulayamadılar. Kazanmaya endeksli oynadıkları çoğu maçta sürekli yaptıkları yardımlaşma saha parselasyonu kanat beklerinin hücuma katkısı, topun olduğu yerde çoğalmak, savunma hattını öne çıkartarak alan daraltmak, organize takım presi, akıcı pas oyunu, şut organizasyonları, kolektif ruh ve kolektif oyun kurgusu gibi modern futbolun gereksinimlerini Fenerbahçe takımından bu maçta pek göremedik. Oysa rakip buna çok müsaitti. Ama olmadı. Sadece Alper Potuk oyunda kaldığı sürece bireysel ataklarla rakip savunmanın dengesini bir hayli bozdu. Maçın son yarım saatinde Fenerbahçeli futbolcular biraz gaza bastılar ve rakip savunmayı “dörde-üç,  üçe – iki” gibi bir adam eksikle ve sıklıkla defalarca yakaladılar ancak final pas ve final vuruşlarını diledikleri gibi yapamayınca farkı artıramadılar. Oysa bir tane gol bulsalar maç çok rahatla farka gidebilecekti.

Sarı lacivertliler çok sayıda yakaladıkları ve atamadıkları pozisyonların acısını bitime iki dakika kala hakem Halil Umut Meler’in gerçekten evlere şenlik verdiği penaltı kararı sonucu galibiyeti koruyamayarak beraberlikle yetinmek zorunda kaldılar.

Evet, zirvede puan farkı var ama şampiyonluk yolunda matematiksel umut hala var. Görünen o ki, bundan sonraki süreçte her takım, gerek hakem hatalarıyla gerekse rakiplerin beklenmedik performansları sayesinde sürpriz puan kayıplarında bulunacaklar. Dün Beşiktaş’ın başına gelen gibi. O nedenle şimdilerden umutsuzluğa kapılmak ve boşlamak doğru değil. Bu lig öylesine enteresan bir lig ki üst tarafı da, alt tarafı da her maç değişiyor. Bakın sizlere şimdilik komik gelebilir ama belikede ligin son maçında şampiyon tek puanla olabilir. O nedenle bu beğenilmeyen tek puan o günlerde belkide şampiyonluğu getiren puan olabilir….