Spor Yazarı | FIFA Players' Agent

Dr. Öğr. Üyesi Sedat Hayran

KADIKÖY EL CLASICO’SUNDA MAKUS TALİH YİNE DEĞİŞMEDİ 2-0.

Spor Toto Süper Lig'in 11. Hafta karşılaşmasında sahasında Galatasaray'ı konuk eden Fenerbahçe futbolun doğrularını yaparak bir derbi maçını daha 2-0’lık skorla kazanıp zirve yoluna tam gaz devam etti.

Konuk ekip Galatasaray açısından:

Zorluk derecesi yüksek olan bu dış saha maçında Galatasaray takımı ilk yarıda oyun felsefesini garantili futbol üzerine kurup öncelikle gol yememek içerikli bir futbol kurgusunu sahaya yansıttılar. Daha fazla topa sahip olmalarına rağmen genellikle savunmaya yönelik pas organizasyonlarında bulunup gol adına etkili hiçbir aksiyon alamadılar. Maçın belirli bölümlerinde adam ve alan markajlarıyla orta alanı iyi kapatıp oyunu kilitleyerek geniş alan bulma fırsatlarını aradılar. İlk yarıda özellikle Lionel Carole ve Bruma ile sol kanadı daha efektif kullanmaya çalıştılar ancak doğru pozisyonlar alan Fenerbahçe savunmasını aşmakta çok zorlandılar. Çizgi halindeki kendi savunmaları ise oyunu dikine oynayan ve çabuk pas organizasyonları geliştiren rakip Fenerbahçe karşısında geriye çok sayıda rakip forvetleri kaçırarak ciddi hatalar yaptı ve ilk yarının son dakikasında sürekli yaptıkları bu savunma hatalarının birinde golü kalelerinde görerek devreyi 1-0 geride tamamlamak zorunda kaldılar. 

İkinci yarıda yine benzer oyun formatı devam etti. Statik oyun yapısı, zayıf mücadele gücü ve Fenerbahçe’ye tam teslim olan bir Galatasaray takımı gördük. Bu yarıya;  Sinan'ın yerine Yasin, Sneijder’in yerine Podolski ve Eren’in yerinede Cavanda oyuna dahil edilerek sadece oyuncu değişiklikleriyle hani bir hamle yapar gibi oldular ancak o atraksiyonlarda fayda getirmedi. Bir golde bu yarıda yiyince olay zaten bitti. Yanlış stratejik kararlar, korkak ve hatalı futbol formatı kapsamında Galatasaray, güçlü rakibi Fenerbahçe’nin hem mücadele olarak, hem de skor olarak çok altında kalarak makus talihini yine yenemeyerek hak ettiği bir yenilgi aldı. 2-0. 

Fenerbahçe’ye gelince:

Öncelikle; Spor Toto Süper Lig'de son haftaların iç saha ya da dış saha ayırımı yapmadan yenilmez ve formda takımı olan Fenerbahçe’yi kutlamak gerekiyor.

Fenerbahçe’nin ligin başlarında ki geçiş sürecinde yaşadığı talihsizliklerden dolayı medyanın “Skor Yazarları” tarafından acımasızca eleştiriler alırken o dönemlerdeki yazılarımı okuyanlar iyi hatırlayacaktır ki; “Bu takım yakın gelecekte düzelecek ve herkes çok özel bir Fenerbahçe görecektir.” cümlesini birkaç yazımda kullanmıştım. Onlar bu takım şampiyon falan olamaz bak işine kardeşim Fenerbahçe bitmiş diyorlardı; Evet Fenerbahçe gerçekten bitmiş ama okeye dolanıyordu hem de çifte tekti. Ne yazık ki bu zavallılar onu göremiyordu. Şimdilerde ise klasik manevra taktikleri “Fenerbahçe iyi oynuyor kardeşim, hoca mükemmel falan, filan” yani çevir kazı yanmasın. Neyse önemli değil, önemli olan Fenerbahçe’nin kendine gelmesi ve Fenerbahçe gibi oynamasıdır. Taraftarların ise bu takıma artık sahip çıkmaları ve tribünleri doldurmalarıdır.

Müthiş bir kadro yapısı, Avrupa’nın kabul gören bir hocasıyla Fenerbahçe gerçekten “Büyük Takım” olma özelliğini hem domestik lig hem de Avrupa arenasında kazanmaya endeksli ve başarıya giden bir kompakt bir takım olma kalitesini göstermeye başladı. İşte güzel olan da budur. Gerisi teferruat.

.

Maça döndüğümüzde;

Fenerbahçe bu önemli derbi maçı genelinde sergilediği akıllı taktik anlayışı sayesinde hakikaten hem mücadele hem de skor olarak müthiş bir performans örneği göstererek haklı bir galibiyet aldı diyebiliriz. Önemli yıldızlarından yoksun olmasına rağmen Fenerbahçe takım olarak; maç genelinde bölgesel baskı, iyi pas organizasyonları, takım olarak yardımlaşma saha parselasyonu, kanat beklerinin hücuma katkısı, kolektif ruh ve kolektif oyun yapısını sahaya çok iyi yansıttılar.

Galatasaray’ın oynatmamaya yönelik oyun planına oynayarak yanıt veren sarı lacivertliler; hem ilk yarı hem de ikinci yarıda sahayı dikine kat ederek, basit ancak garantili pas organizasyonlarıyla çizgi halinde sürekli hatalar yapan Galatasaray savunmasının gerisine adam kaçırıp skor üretmeye yönelik taktik anlayışlarıyla kolay goller bulup rahat bir galibiyet aldılar. Takım olarak aşağı yukarı her futbolcu görevlerini gereği gibi hatasız olarak yaptılar ama içlerinde birisi vardı ki o, her geçen maçla birlikte hem pasörlük hem de gol atma yeteneğini iyiden iyiye sahaya yansıtan ve attığı gollerle maça ve geceye damgasını vuran Hollandalı süper star Van Persie için özel bir parantez açmak ve kendisinden övgüyle bahsetmek gerekiyor.

Sonuçta Fenerbahçe açısından galibiyet çok anlamlı oldu. Ezeli rakibi Galatasaray’ın iki puan gerisindeyken, bir puan önüne geçerek puan cetvelinde hem ezeli rakibini geriye itti hem de zirve yarışına bir adım daha yaklaştı. Ne diyelim Tebrikler Fenerbahçe.