Spor Yazarı | FIFA Players' Agent

Dr. Öğr. Üyesi Sedat Hayran

BU İŞİN ADI, SOW DÜNYASI !

Geçen hafta Antalya deplasmanında hakem tarafından 3 puanı gasp edilen Fenerbahçe, sahasında başkent temsilcisi Gençlerbirliği’ni farklı yendi 3-0.

Konuk ekip Gençlerbirliği açısından;

Maça çok adamla kapanarak alan ve adam markajına dayalı savunma ağırlıklı bir futbol kurgusuyla başladılar. Hızlı oynayan Fenerbahçe’ye geniş alanlar bırakmadılar. İlk çeyrek geçilirken oyunda dengeyi kurup İyi pas oyunuyla topu önde tutup rakip yarı alanda daha çok görünerek Fenerbahçe’ye fazlaca pozisyon vermediler. Ayrıca forvet hattında Rantie’nin hareketli olup sürekli alan değiştirmesi, Aydın Karabulut ve Serdar Gürler’in uyum içinde baskılı oyunları konuk ekibin Fenerbahçe ceza alanı çevresinde etkili olmasını sağladı. Yedikleri gol dakikasına kadar istediğini yapan bir Gençlerbirliği takımı gördük. Ancak ilk yarıda bitime beş kala Lens, Sow işbirliğiyle yenilen golle konuk ekip devreyi 1-0 geride tamamladı.

İkinci yarıda skor dezavantajıyla risk alıp Fenerbahçe yarı alanına yüklenmeleri ise adeta farklı yenileceklerinin açık göstergesiydi. Çünkü rakip sıradan bir Anadolu takımı değil, Fenerbahçe idi. Böylesine yıldızlar topluluğu bir takıma karşı biraz haddinizi bilerek oynayacaksınız. Yoksa böyle fark yer gidersiniz… Gençlerbirliği’nin bu oyun formatı hızlı bir oyun yapısına sahip olan Fenerbahçe’nin adeta istediği ve sevdiği bir oyun tarzıydı. Yani savunma gerisinde Fenerbahçe’ye geniş alanlar bırakmak. Gençlerbirliği bunu yapınca ipi çok kolay ve çekildi skorda 3-0 oldu. Bu formasyon kapsamında sonuç gayet normal. Hatta skor daha da fazla bile olabilirdi.

Fenerbahçe’ye gelince;

Kelimenin tam anlamıyla özetlersek, “Galibiyete endeksli başarıya yürüye bir takımdır Fenerbahçe”. İstedikleri takdirde almayacakları maç, yenmeyecekleri rakip yok. Başta Advocaat hoca ve tüm futbolcuları tebrik etmek gerekiyor. Bir hoca düşünün ki, gerek oyuncu değişiklikleriyle, gerekse mevcut oyun düzeni içinde taktiksel varyasyonlarla yerinde yaptığı hamleler gerçekten 3 puan nasıl kazanılırın anotomisini gösteren adeta bir ders niteliğinde.

Şimdi sözde ulemalarının hepsi Fenerbahçe kötü oynadı, Volkan maçı kurtardı diyorlar. Ama 90 dakika sonunda skorboarda bakıldığında 3-0 yazıyor ve maçı kazanan Fenerbahçe oluyor. Yani iyi futbol oynayan kaybediyor, sözde kötü futbol oynayan kazanıyor. Paradoksa bakar mısınız Allah aşkına.  Bu olgu; iyi futbol ya da kötü futbol analizi değildir. Bu bir taktiksel strateji ve futbolun doğrularını uygulamaktır beyler. Futbolu, sadece İç sahada rakibi etkisi altına alan, sürekli baskılı oynayıp boğan bir takım olarak bilenlerin beklentisi ya da Fenerbahçe’nin başarılı olmasını istemeyenlerin gereksiz zırvalarından öteye gitmeyen bir doğmatik görüştür, 3-0 kazanan bir Fenerbahçe’yi eleştirmek. Oysa Fenerbahçe Gençlerbirliği karşısında akıllı bir taktik anlayışıyla 3 puanı almıştır.

İlk yarıda rakibi tartan, gayet sakin, planlı programlı takım halinde konsantrasyon bütünlüğünü sahaya yansıtarak rakibi hataya zorlayan ve anlık rakip hatasında da golü bulan bir Fenerbahçe vardı. İkinci yarı skor dezavantajıyla kapalı savunmadan vaz geçip gol için Fenerbahçe yarı alanına gelen, gelirkende geride Fenerbahçe’ye geniş alanlar bırakıp adeta “Bana daha fazla gol at” davetiyesi çıkartan Gençlerbirliği takımını yaratan akıllı bir Fenerbahçe’yi gördük sahada. Hal böyle olunca da farklı skor kaçınılmaz oldu. Topun gerisine geçerek gayet teknik ve yumuşak oynamak ve rakibin topla oynamasına müsaade etmek. Anlık rakip hatasından hızlı kontrataklarla gol ya da golleri bulmak. Yani 6 asistli Lens, 6 Gollü Sow ve atılan 3 golle Pazartesi gecesinde sahnenin perdesi kapamak. İşte maçın özeti kısaca budur. Ayrıva kaleci Volkan’ın övülmesine gerek yok çünkü Volkan’ın kalitesi zaten bu. Bunları yapamayınca neden yapamadı denilmelidir. Volkan için bu işler gayet sıradan olgular. Çünkü Volkan tartışmasız Türkiye’nin en büyük kalecisidir. Birilerinde akıl olsa ulusal takımın kalesini ona yeniden teslim ederler.

Özetle;

Teşekkürler LENS, Teşekkürler SOW, Teşekkürler Fenerbahçe’nin tüm futbolcuları ve teknik heyeti. Bu saatten sonra iyi ya da kötü futbol felsefesi önemli değil. Önemli olan skorboarda yazılan skor. Çünkü 3 puanı iyi oynayana değil, galip gelene veriyorlar. Galibiyet ise her türlü hatayı örtüyor. Ulemalar’a önemle duyurulur.