Spor Yazarı | FIFA Players' Agent

Dr. Öğr. Üyesi Sedat Hayran

FENER’DEN ÖNEMLİ BİR 3 PUAN DAHA.

Spor Toto Süper Lig'in 8. haftasında Kayserispor deplasmanına çıkan Fenerbahçe, Hollandalı starı Robin van Persie'nin harika golüyle maçı 1-0 kazanarak zirve yolunda önemli bir 3 puanı almayı başardı.

Ev sahibi takım Kayserispor açısından;

Her iki takım açısından da düşük tempoda başlayan maçta Kayserispor kontrollü oynayan rakibi karşısında özellikle Biseswar’ı kullanarak zayıf ataklarla etkili olmaya çalıştı. Takım olarak rakip yarı alanda geliştirdikleri ofansif ağırlıklı gibi görünen futbol kurgularıyla Fenerbahçe ceza yayı etrafında pozisyonlar buldular ancak yaptıkları top kayıpları ve zaman zaman da final vuruşlarındaki başarısızlıkları sonucu skor üretmekte zorlandılar.

İlk yarım saat geçilirken bir duran top organizasyonundan kalelerinde golü gördüler. İç saha ve seyircisi önünde oynamanın avantajını iyi kullanamadılar. Maçı güçler dengesi açısından değerlendirdiğimizde Kayserispor’un sergilemiş olduğu bu oyun kurgusundan daha iyisi de pek olamazdı zaten. Fenerbahçe’nin skoru her an değiştirebilecek star oyuncularının oluşu, sakin ancak rakibi hataya zorlayan fırsatı bulunca da affetmeyen takım kurgusu Kayserispor’un oyun planlarının bozulmasında önemli etkenlerdi.

İkinci yarıda zaman, zaman zayıf ataklarla rakip yarı alanda gol aramaya çalıştılar ancak Fenerbahçe’nin kalesinde önemli sayılabilecek gol pozisyonuna giremediler. Bu yarıda ev sahibi takım Kayserispor daha çok duran toplarla etkili olmaya çalışsa da gol yollarında son haftalarda yaşadıkları üretkensizlik bu karşılaşmaya da yansıdı. Ev sahibi ekip, maçın son çeyreğinde Biseswar ve Yakubu ile en azından bir beraberlik ümitleriyle daha fazla Fenerbahçe alanda yer almaya çalışsalar da gol yollarında üretken olamadılar ve 3 puanı güçlü rakibi Fenerbahçe’ye vermek zorunda kaldılar.  

Fenerbahçe’ye gelince;

Lige verilen aranın takım konsantrasyon bütünlüğüne negatif etkisini yaşayan Fenerbahçe, Pazar akşamı oynadığı bir dış saha maçından galibiyetle dönmeyi başardı. Sergilenen futbolları eleştirilebilir ancak kazanılan 3 puanla Fenerbahçe bir dış saha maçından tam olarak istediğini aldı diyebiliriz.

Karşılaşmaya rakibi tartarak kontrollü başlayan sarı lacivertliler, ilk yarım saat geçilirken buldukları güzel bir golle 1-0 öne geçtiler. Bundan sonraki dakikalarda "Futbolun karşıtlar oyunu olduğu, gol atmak kadar yememenin de önem kazandığı” ilkesini maç geneline iyi yansıttılar. Golden sonra gerek ilk yarı ve gerekse ikinci yarıda sakin ancak sergiledikleri akıllı taktik anlayışı, yardımlaşma saha parselizasyonu, zaman, zaman kanat beklerinin hücuma katkısı, top rakipteyken alan daraltmak ve organize takım presi, dikkatli pas oyununu içerikli oyun kurgularını doksan dakikaya hatasız yayarak skor avantajını korudular. Elbette skoru artırma adına gol girişimleri de oldu Fenerbahçe’nin. Ancak rakip tarafından çok sık yapılan taktik fauller, şu ya da bu gerekçelerle oyunun çok sık durması Fenerbahçe’nin futbol ritmine negatif etki eden diğer önemli unsurlar olarak dikkatlerden kaçmadı.

Çok sayıda star oyuncuların bulunduğu bir takımda ideal takım iskeletini kurmak o kadar kolay değildir. Ancak süreç içinde herkesin beklediği mutlaka etkili bir formel kadro yapılanması olacaktır. Önemli olan Fenerbahçe’nin bu geçiş sürecinde yaşanılan bazı aksaklara rağmen kazanmaya endeksli bir takım olma olgusundan ödün vermemesidir. Şu ortamda Fenerbahçe’yi eleştirenler, “kötü oynarken kazanan Fenerbahçe’nin oturduğu zaman neler yapabileceğini” iyi düşünmelidirler. Şimdilerde yapılan talihsiz yorumlar, sonradan işi kurtarmaya yönelik manevralara dönüştüğünde prestijler bozabilir. İnandırıcılık yitirilir, saygınlık kalmaz. O nedenle haddi aşmayan objektif yorumlar yapmak her zaman iyidir. Aksi durumda spor değil, skor yazarı olunur (!)