Spor Yazarı | FIFA Players' Agent

Dr. Öğr. Üyesi Sedat Hayran

HERKES KONUŞUYOR, FENERBAHÇE KAZANIYOR.

Spor Toto Süper Lig'in 11. hafta karşılaşmasında Torku Konyaspor’u konuk eden Fenerbahçe, baskılı ve üstün oynadığı maçı 1-0 kazanarak önemli bir 3 puanı daha hanesine yazdırmayı başardı.

Konuk ekip Torku Konyaspor açısından;

Maçın ilk dakikalarıyla birlikte, rakipten gördükleri yoğun baskı nedeniyle ofansif anlamda tüm oyun planları bozuldu. Hal böyle olunca bu kez galibiyete yönelik futbol kurguları yerine oyunu kendi yarı sahasında kabul edip, çok adamla kapanarak zorlu dış saha maçından hiç olmazsa bir beraberliği çıkarmayı hedefleyen taktik anlayışını sahaya yansıtmaya çalıştılar. Maçın başından devrenin bitimine kadar yoğun Fenerbahçe baskısını kırıp topu bir türlü kendi yarı alanlarından ileriye taşıyamadılar ve daha çok savunmanın göbeğindeki oyuncularla organize olmaya çalıştılar. Ancak konuk ekip Torku Konyaspor adına ilk yarı boyunca kayda değer etkili bir ofansif görüntü olamadı. Yine de devreyi gol yemeden arzuladıkları gibi bitirmeyi başardılar.

Maç genelinde Fenerbahçe’nin sürekli devam eden yoğun baskısı nedeniyle kapalı savunmaya yönelik futbol kurgularını ikinci yarıda da devam ettirmek zorunda kaldılar. Bu yarıya daha fazla baskılı ve tempolu başlayan, tüm hatlarıyla sürekli Torku Konyaspor üstüne giden ve skor arayan rakip Fenerbahçe karşısında oldukça zorlandılar. Yine çok adamla gömülü savunma yaparak Fenerbahçe’nin ataklarını karşılamakla yetindiler. Galibiyeti hedefleyecek, rakibi tehdit edebilecek ciddi anlamda hiçbir atakları olamadı. Zaman, zaman rakip savunma gerisine hızlı adam kaçırma girişimleri de başarısızlıkla sonuçlandı. Bitime son çeyrek kala fizik olarak oyundan iyice düşüp çok bunaldıkları dakikalarda Fenerbahçe’nin golüne engel olamadılar ve karşılaşmayı hak ettikleri yenilgiyle tamamladılar.

Fenerbahçe’ye gelince;

Saha ve seyircisi önünde sarı lacivertliler maça hızlı, baskılı ve kazanmaya istekli başladılar. Oyunu yaklaşık 35 ile 40 metreye sıkıştırıp rakibin üstüne giderek onların ileriye çıkmalarını engellediler. Bu oyun kurgularını maç geneline de iyi taşıdılar. Gerek ilk yarı ve gerekse ikinci yarı oyunu forse eden, sürekli tempo yapan, rakibin üstüne giden ve gol arayan taraf hiç kuşkusuz Fenerbahçe takımıydı. Evet her ne kadar eleştirilse de Fenerbahçe takımıydı. Fenerbahçe çok yüklendi ancak adeta 11 kişiyle etten duvar ören ve çok kapalı bir savunma yapan rakibi aşmak bir hayli zor oldu ama imkansız olmadı.

İlk yarıda kurdukları baskıya rağmen aradıkları golü bulamayan sarı lacivertliler, ikinci yarıda zaman, zaman organize ataklar, zaman zamanda top teknikleri yüksek yıldız futbolcularının bireysel yeteneklerini oyuna koymaları sonucu, ofansif yönü ağırlıklı futbol kurgularını bitime çeyrek kala skora yansıtmayı başararak 1-0 öne geçtiler. Golden sonrada ikinci gol adına net pozisyonları kaçıran taraf yine Fenerbahçe takımı oldu. Öyle ya da böyle önemli olan galibiyetti ve Fenerbahçe’de gereğini yaparak zirve yolunda bir önemli 3 puanı daha hanesine yazdırmayı başardı. Fenerbahçe takımını kutluyorum.  

Alınan bu galibiyetle; Fenerbahçe; büyük takım olma özelliğini, kazanmaya endeksli stratejisiyle tüm kamuoyuna bir kez daha gösterdi. Fenerbahçe geçmişte oynadığı maçlara kıyasla bu maçta daha iyi bir fizik gücü, daha ofansif futbol kurgusuyla 90 dakika boyunca maça pozitif katkı sağlayan taraftı. Sadece skoru artırmakta biraz zorlandılar ancak ilerleyen haftalar için iyi sinyaller veren bir takım görüntüsünü de verdiler.

Evet; bu takım eleştiriliyor, herkes konuşuyor ama iyi futbol oynuyor denen rakipler puan ya da puanları kaybederken Fenerbahçe nasıl oluyorsa içeride, dışarıda sürekli kazanıyor. Bu ne enteresan bir paradokstur anlayana aşk olsun. Futbolda önemli olan skor üstünlüğü ve galibiyettir. Çünkü 3 puan iyi futbol oynaya değil galip gelene veriliyor. Galibiyet ise her türlü hatayı örtüyor. Gerisi lafı güzaf. Tebrikler Fenerbahçe…