Spor Yazarı | FIFA Players' Agent

Dr. Öğr. Üyesi Sedat Hayran

FENER’İN LENSİ VAR MERCEĞE GEREK YOK 3-0.

Spor Toto Süper Ligin 16. haftasında Fenerbahçe, zorlu Trabzonspor deplasmanında yıldızlarıyla müthiş bir kapanış yaptı 3-0.

Ev sahibi Takım Trabzonspor açısından;

Maça iyi ve atak başlayan taraf Trabzonspor takımıydı. İlk yarım saat baskılı gibi görünseler de güçler dengesi açısından Fenerbahçe gibi zorlu bir rakibe üstünlük kurabilecek kaliteli kadroya sahip değillerdi. Tüm iyi niyetleriyle ofansif oynamalarına rağmen rakip ceza alanı içinde ya da çevresinde ciddi atakları olmadı. Maçın kırılma anı olan 30. dakikada hem on kişi kaldılar hem de kalelerinde golü gördüler. Aslında Trabzonspor açısından bu dakika ve skor bir bakıma maçın bittiği andı diyebiliriz. Çünkü bundan sonraki dakikalarda ev sahibi ekip maça gerekli reaksiyonu gösteremedi. Oyun planları tamamen bozuldu ve tüm inançları bitti. Psikoloji disiplininde “Sensomotorik” olarak tanımlanan yani duyu-hareket çatışmaları, güdü ve beceri arasındaki uyumsuzluklar tüm futbolcularda su yüzüne çıktı ve bu olguda maça yansıdı. Trabzonspor açısından bu olumsuzluk ilk yarıda bitime beş kala ikinci golü de kalelerinde görüp devreyi 2-0 geride kapatmalarına sebebiyet verdi.

İkinci yarıda ise yine değişen bir şey olmadı. Zaten olması da mümkün olamazdı. Çünkü Trabzonspor açısından 2-0 geriden gelip maçı çevirmek hem de Fenerbahçe gibi güçlü bir takıma karşı çevirmek gerçekten çok zor bir işti. Olayı ev sahibi takımın bir kişi eksik olmalarına bağlamak ciddi anlamda hata olur. Trabzonspor 11 kişi bile oynasalardı yine de yapabilecekleri fazla bir şey olamazdı. Çünkü bu maç güçler dengesiydi. Kadro kalitesine odaklı bir durumdu. İki takım kadrosu kıyaslandığında arada dağlar kadar fark vardı. Yani Klas ile motivasyon mücadelesiydi. Klas ise motivasyonu yendi. İşte maçın özeti budur.

Biz yine de teferruata girelim. Bu yarıda bordo mavili ekip tamamen direncini yitirdi. Ofansif anlamda rakip stoperlere baskı kurabilecek hiçbir hamleleri olamadı. Merkezden kaybettikleri toplar rakibin kanat varyasyonlarına dönüştü ve gecenin yıldızı Jeremain Lens perdeyi kapatan 3. golü attı ve olay bitti. Bu skor Trabzon takımı için bir yenilgi ve 3 puan kaybı olurken aynı zamanda mazisi çok güzel anılarla dolu olan Hüseyin Avni Aker Stadına buruk bir vedayı da beraberinde getirdi.

Gelelim Fenerbahçe’ye..

Başarıya yürüyen takım yaratma becerisi ve makro düşünce tarzlı teknik deha Dick Advocaat yönetimindeki Fenerbahçe artık rayına oturdu diyebiliriz. Büyük takım olma özelliğini her geçen maç sahaya sergilediği pozitif nitelikli futbol ve galibiyete endeksli sonuçlarla tüm kamuoyuna gösteriyor Fenerbahçe. Malum nedenlerden dolayı Spor Toto Süper Lig’e istediği gibi başlayamayan ve ilk haftalarda ciddi puanlar kaybeden sarı lacivertlilerin şu anki konjonktürü gösteriyor ki ligin ikinci yarısında zirveyi en çok zorlayacak ve şampiyonluğun en güçlü adayı Fenerbahçe takımı olacak gibi.

Her geçen hafta futbol kalitelerini sürekli artırarak iç saha ya da dış saha ayrımı yapmadan rakip kim olursa olsun kazanmaya endeksli bir takım olmayı başardılar. Buda ligin ikinci yarısında şampiyonluk hedefi için verilen çok iyi sinyaller olarak dikkatleri çekiyor. Hatta aklıma gelmişken lunu da ilave etmek isterim ki; Antalya deplasmanında hakem Cüneyt Çakır Fenerbahçe’nin bariz 3 puanını çalmasaydı şimdi bu takım zirvede Galatasaray’ın önünde olacaktı. Neyse(!)

Maça döndüğümüzde;

Her sezon zorlu bir dış saha maçı gibi görünen ancak tahminlerin aksine çok rahat geçen ve Fenerbahçe lehine kolay galibiyetlerle sonuçlanan Trabzonspor maçının adeta bir kopyasını daha Pazartesi gecesi yaşadık.

Fenerbahçe takımı; maça bilinçli olarak merkezi geride tutarak başlayıp, topu rakibe bırakıp onların oynamasına müsaade ederek başladılar. Buradaki akıllı taktik olayı sarı lacivertlilerin klasik iki tarzı olan duran top organizasyonu ve merkezden topu kapıp kanatlardan patlayıcı koşular yaparak kanat varyasyonlarıyla skor üretmekti. İlk yarım saat geçilirken birinci silahları duran top organizasyonu geldi. Kazanılan bir köşe vuruşunda Jozef De Souza’nın ağlara gidecek kafa şutunu gol çizgisi üzerinde Yusuf Erdoğan elle müdahale edince ilk gol penaltıdan geliverdi. İkinci gol Fenerbahçe’nin ikinci silahı olan bir kanat patlamasından geldi. Gecenin ve maçın adamı Jeremain Lens sağ kanattan rakiplerini güzel çalımlarla ekarte ederek Sow’a yaptığı harika asistle adeta alda at dedi ve Sow’da bu teklifi geri çevirmeyince skor 2-0 oldu.

İlk yarı bu skorla bittikten sonra, ikinci yarı sadece sahada kalmaya çalışan ve daha fazla fark yemeden bitse de gitsek modu içindeki güdü ve beceri uyumsuzlukları yaşayan rakip Trabzonspor karşısında Jeremain Lens bu kez kendi getirdiği topa çok sert vuruş yaparak 3. golü bordo mavililerin kalesine göndererek olayı bitirdi. Bu yarıda Fenerbahçe sahayı pek dikine oynamamasına rağmen gerek organize ataklar ve gerekse kanat varyasyonlarıyla rakip ceza alanı içinde ve çevresinde çok sayıda gol pozisyonları yakaladı. Ancak final vuruşlarındaki aceleci davranışlar farkın artmasına engel oldu. Duyar gibiyim “3 gol oldu el insaf yahu” diyorsunuz galiba..

İşte futbol böyle bir şey bir türlü doyum olmuyor ki…