Spor Yazarı | FIFA Players' Agent

Dr. Öğr. Üyesi Sedat Hayran

FENERBAHÇE KLASİĞİ DEVAM EDİYOR.

Spor Toto Süper Lig'in 14. Haftasında lider Fenerbahçe çıktığı kritik Çaykur Rize deplasmanında 1-0 geriye düştüğü zorluk derecesi yüksek olan maçı fizik güç üstünlüğü ve kaliteli yıldızlarıyla 2-1 kazanmasını bildi. Ev sahibi Çaykur Rizespor ise, iyi başladığı maçın ağırlığını kaldıramayınca 90 dakika sonunda 3 puanı kaybeden taraf oldu.

Ev sahibi Çaykur Rizespor açısından;

Saha ve seyirci avantajıyla iyi başladıkları maçta, erken dakikalarda buldukları golle 1-0 öne geçmeyi başardılar. Golden sonrada daha ofansif bir futbol kurgusuyla takım olarak rakibin üstüne giderek, farkı artıracak hamlelerde bulundular. İlk yarım saat merkezden ve kanatlardan Fenerbahçe’nin üstüne çok etkili geldiler ancak final vuruşlarında etkili olamadılar. Enerjik oynadıkları maçın son çeyreğinde oyundan düştüler. Rakibe pozisyonlar verip kendi ceza alanı içinde ve çevresinde ciddi gol tehlikeleri atlattılar. Davetiye çıkarttıkları golü de ilk yarının son dakikasında yemeyi ihmal etmediler. Rizespor takımındaki bu fiziksel düşüş ve konsantrasyon kaybı İkinci yarıda da devam etti. İleriye top taşımada zorlandılar. Fenerbahçe’den gördükleri baskı karşısında iyi top çeviremediler ve pas trafiği çöktü. Orta alanda yaptıkları top kayıplarıyla geride rakibe geniş alanlar bırakıp pozisyonlar vermeğe devam ettiler. Son çeyrekte tamamen oyun disiplininden koptular ve güçlü rakibi Fenerbahçe’ye yenilmekten başka alternatifleri kalmayınca 3 puanı Fenerbahçe’ye bıraktılar.

Fenerbahçe’ye gelince;

Öncelikle şu önemli olgunun altını çizelim ki; iç saha ve dış ayrımı yapmadan skor ne olursa olsun son dakikaya kadar maçı bırakmayan ve galibiyeti isteyen ve söküp alan bu Fenerbahçe takımına liderlik hakikaten yakışıyor. Takım olarak bu prestiji hak ediyorlar. Cumartesi gecesi çıktıkları kritik Rize deplasmanda zorluk derecesi yüksek olan maçta da yine galip gelerek üst üste 6. deplasman galibiyetini almaları ise bu yorumun net bir kanıtıdır.

Karşılaşmaya döndüğümüzde; maça istedikleri gibi başlayamadılar. Hızlı gelişen rakip ataklarını orta alanda iyi durduramadılar. İleride top tutamadılar. Hücuma çıktıklarında yaptıkları top kayıpları sonucu savunmaya çabuk dönemediler ve rakibe arka planda geniş alanlar bırakıp pozisyonlar verdiler. Doğal olarak 1-0 geriye düştüler. Orta alanda Cristian ve Alper markaj altında kalırken, sağ kanatta Gökhan ileriye pek çıkamadı hal böyle olunca Emenike de rakip kaleye sırtı dönük oynamak zorunda kaldı ve Fenerbahçe takımı skor olarak pek üretken olamadı. Ancak ilk yarın son çeyreğinde tempoyu artırıp skor için daha ofansif bir oyun kurgusu sergilediler. Rakibe baskı kurup pozisyonlar bularak tehlikeler ürettiler ve ilk yarının uzatma bölümlerinde bir duran top organizasyonunda beraberlik golünü bulmayı başardılar. İkinci yarıya takım olarak maçı isteyen taraf olarak, mücadeleci oyun kurgularıyla hızlı başladılar. Özellikle son çeyrekte; yardımlaşma, saha parselizasyonu, kanat beklerinin hücuma katkısı, topun olduğu yerde çoğalmak, savunma hattını öne çıkartarak alan daraltmak, organize takım presi, akıcı pas oyunu gibi modern futbolun gereksinimlerini sahaya takım olarak çok iyi yansıttılar ve maçta oyunun hâkimiyetini ellerine geçirdiler. Bu istekli oyunları sonucu geriye düştükleri maçı çevirerek kazanmasını bildiler. Özetle kritik deplasmandan yine 3 puanla dönerek bu sezon dış sahalarda üst üste 6. galibiyetlerini alarak taraftarlarına yine bir Fenerbahçe klasiği yaşattılar. Tebrikler Fenerbahçe.