Spor Yazarı | FIFA Players' Agent

Dr. Öğr. Üyesi Sedat Hayran

İNANCIN ZAFERİ

Spor Toto Süper Lig'in 5. haftasında Fenerbahçe, sahasında konuk ettiği Torku Konyaspor karşısında 45 dakika on kişi oynadığı zorluk derecesi yüksek olan maçı 2-1 kazanarak önemli bir galibiyet aldı.

Konuk ekip Torku Konyaspor ise, eksik oynayan rakibine güç yetiremeyince 3 puanı Fenerbahçe’ye bırakmak zorunda kaldı.

Torku Konyaspor açısından;

Karşılaşmanın ilk dakikalarına açık futbol oynayıp, rakibine kıyasla oyunu daha çok forse ederek başladılar. Ancak ilerleyen dakikalarda Fenerbahçe’nin maça ağırlığını koyması ve gördükleri baskı sonucu oyundan düştüler. Oyunu kendi yarı alanında kabul ederek daha garantili bir oyun kurgusuna döndüler. Ama Fenerbahçe’nin artan temposu ve baskısı karşısında ciddi konsantrasyon kaybına uğrayarak rakibe pozisyonlar verdiler. İlk yarım saat geçilirken kalelerinde golü gördüler. İlk yarının sonlarına doğru nadiren geliştirdikleri bir atakta kazandıkları penaltıyla eşitliği yakalayıp ilk yarıyı berabere bitirmeyi başardılar.

İkinci yarı onlar için zor olacaktı. Çünkü rakip Fenerbahçe 10 kişi kalmış ve saldıracaktı. Bu yarıya fırtına gibi giren rakibine en fazla beş dakika dayanabildiler ve dakikalar 50’yi gösterirken kalelerinde ikinci golü görerek 2-1 geriye düştüler. Rakibin sayısal olarak eksik oynamasına rağmen göstermiş olduğu dirençli oyun ve iyi mücadele içerikli total futbolu karşında etkili ataklar geliştiremediler. Zaman, zaman kaleyi karşıdan gören ataklar yaptılar, zaman, zamanda topu kenar çizgilerine taşıyarak oyunu kanatlara yayarak ataklar geliştirdiler ancak gol yollarında etkili final pasları ve bitirici vuruşları efektif olarak kullanamadılar. Kolektif gelişen Fenerbahçe atakları karşısında savunma kurgularında özellikle ceza alını içinde ciddi tehlikeler atlattılar ve farkın daha fazla olmasını şansları sayesinde durdurdular. Hal böyle olunca doğal olarak giden maçı çeviremediler ve 3 puanı güçlü rakibine bırakmak zorunda kaldılar.

Fenerbahçe’ye gelince;

Karşılaşmaya biraz durgun ve rakibi tartarak başladılar. Bu dakikalarda rakip kaleye gitmekte zorlandılar. Ancak ilk çeyrek geçilirken oyuna ağırlıkları koyup, geliştirdikleri organize ataklar ve üst üste buldukları duran top organizasyonlarıyla kilidi çözdüler. İlk yarım saat geçilirken kazanılan yine bir duran top organizasyonunda Caner’in kullandığı ve Webo’ya müthiş bir asist şeklinde giden top, bu futbolcunun enfes bir kafa şutu olarak ağlarla buluşunca Fenerbahçe takımı arzuladığı golü buldu. Golden sonrada vitesi büyüterek rakip kaleye sık, sık giden sarı lacivertliler final vuruşlarından sonuç alamayınca skor üretemediler. İlk yarıda bitime sayılı dakikalar kala yedikleri penaltı golüyle beraberliğe düştüler. Bu dakikalarda yaşanılan gereksiz gerilimler Bekir’in kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bırakmasına neden oldu.

İkinci yarıya eksik olmalarına rağmen kazanmaya istekli ve baskılı başladılar. Takım olarak beş dakikalık süreçte futbol sporunun doğrularını yaparak ofansif futbola prim tanıyan, gol için rakip kaleye yüklenen inançlı ve kararlı bir Fenerbahçe takımı gördük. Geçen süreç içinde,  yardımlaşma saha parselizasyonu, kanat bekleri Gökhan ve Caner’in hücuma katkısı, takım olarak topun olduğu yerde çoğalmak, savunma hattını öne çıkartarak alan daraltmak, organize takım presi, akıcı pas oyununa ilaveten kolektif ruh ve kolektif oyun yapısını maça çok iyi yansıtarak galibiyet golünü buldular. Golden sonraki dakikalarda oyunu tutma adına İsmail hoca savunma ağırlıklı oyuncuları sahaya sürdü. Fenerbahçe takımı kalan dakikaları topun gerisine geçerek teknik ve topla yumuşak oynayan ancak dirençli ve mücadeleci oyun disiplininden uzaklaşmayan, savunma ağırlıklı bir oyun kurgusuyla maçı tamamladı.

Fenerbahçe takımı Cumartesi gecesi mevcut şartlar altında oynadığı maçı bu akıllı taktik anlayışıyla kazanarak, futbolun bir karşıtlar oyunu olduğunu, gol atmak kadar gol yemeninde önem taşıdığını tüm kamuoyuna göstererek önemli bir 3 puanı hanesine yazdırmayı başardı. Fenerbahçe takımını kutluyorum.