Spor Yazarı | FIFA Players' Agent

Dr. Öğr. Üyesi Sedat Hayran

ÖNEMLİ OLAN GALİBİYET.

 

 

Spor Toto Süper Lig'in 21'inci haftasında zorluk derecesi oldukça yüksek olan kritik maçta lider Fenerbahçe, sahasında konuk ettiği Kasımpaşa’yı 2-1 yenerek önemli bir 3 puanı hanesine yazdırmayı başardı. Tam 9 haftadır kötü gidişatı üstünden atamayan konuk ekip Kasımpaşa ise bu maçtada yine eli boş döndü.

Konuk ekip Kasımpaşa açısından;

Savunma hattını orta sahaya yakın kurarak Fenerbahçe’nin pas trafiği ve oyun planını bozmaya yönelik futbol kurgularıyla maça başladılar. Ancak savunma gerisine sızan Fenerbahçe’nin top tekniği yüksek ve sprinter futbolcularını durdurmakta zorlandılar. İlk çeyrek geçilirken takım olarak kırılganlıklarını üstlerinden atarak oyunda dengeyi kurdular. Mücadeleye dayalı oyun planları dahilinde ilk yarının sonlarına doğru Babel ile net bir gol pozisyonundan yararlanamadılar ki, beklide konuk ekip adına maçın kırılma noktası da kaçan bu fırsat oldu. Dengede geçen maçın ikinci yarısının ilk on dakikası geçilirken  Kerem Şeras'ın gördüğü kırmızı kart sonrası 10 kişi kalan konuk ekip, önde top tutamadı ve pas oyununda başarısız kaldı. Fenerbahçe’nin sıklaşan ataklarını karşılamakta zorlandı ve akabinde 1-0 geriye düştükleri golü yediler. Gergin oynayan ve gol üretmekte zorlanan rakip karşısında, maçın son 10 dakikasına girerken hızlı bir kontratakla organize gelişen kanat varyasyonunda aradıkları golü Adem Büyük'ün ortasında Sanharib Malki’nin kafa şutuyla bulup umutlandılar. Ancak Beraberlik golünün verdiği bir anlık konsantrasyon kaybı konuk ekibe pahalıya mal oldu ve hemen bir dakika sonrasında yeniden ikinci golü kalelerinde görerek; hem önemli bir 3 puan kaybettiler ve hem de futbol sporunun bir karşıtlar oyunu olduğunu, gol atmak kadar yememenin de önem arz ettiğini bir kez daha öğrenmiş oldular.

Fenerbahçe’ye gelince;

Ligin ikinci yarısına Webo, Sow, Emenike gibi önemli forvet oyuncularının sakatlığı, Egemen ve Caner gibi takımı forse eden cezalı futbolcularından mahrum kalan ve son oynadığı iki maçı kaybederek zirve yarışında işi zora sokar gibi olan lider Fenerbahçe; bu maça psikolojik olarak gergin başladı. Gerginlik ise maçın önemli bölümlerinde Fenerbahçe takımına konsantrasyon kaybı yaşattı. Yüksek tecrübelerine rağmen rahat oynayamadılar. Pas oyunu yapmakta zorlandılar. Gol bölgelerinde çok sayıda ofsayta düştüler. Sol kanatta Caner’in yokluğu kendini ciddi anlamda hissettirirken, sağ kanatta özellikle ilk yarıda Gökhan, karşısındaki rakip oyuncu Babel yüzünden fazlaca hücum organizasyonlarına katılamadı. Hal böyle olunca iç saha ve seyirci avantajıyla rakibi baskı altına alan ofansif futboluyla rakip savunmaları bunaltan Fenerbahçe’yi haklı nedenlerden dolayı pek göremedik. Ancak her şeye rağmen Fenerbahçe takımında adeta klasikleşen takım oyunu ve mücadele gücünü yine gördük. Galibiyet için takım olarak sergiledikleri kararlı ve isteklikli oyunları maç genelinde hep vardı. Yakaladıkları ancak değerlendiremedikleri pozisyonlarıda yok değildi. Fenerbahçe eleştirilebilir ancak mevcut şartlarda ancak bu kadar oluyor. Bu somutluluğu da eleştiri yapanlar göz ardı etmemelidir.

 

Sonuç olarak; zorluk derecesi yüksek olan bu kritik maçta öne geçtikleri skoru maç sonuna taşıyarak galip gelmesini bildiler. İyi ya da kötü oyundan ziyade önemli olan 3 puan ve galibiyetti. Çünkü 3 puanı iyi oynayana değil galip gelene veriyorlar. Galibiyet ise her türlü hatayı örtüyor. Fenerbahçe takımını kutluyorum.