Spor Yazarı | FIFA Players' Agent

Dr. Öğr. Üyesi Sedat Hayran

SAYIN HÜSEYİN TURAN.

"Kekemelik benim için doğuştan imaj" diyen, röportajlarında 3 dakikalık bir anlatımım için sizden 15 dakikanızı rica ediyorum sözleriyle elastik bir zekâ, espritüel kişilik ve kendine özgü müthiş korteks kullanımı sergileyerek toplumla harika iletişimler kuran, Türk halkının kayıtsız kalamadığı naif bir sanatçımız. Türk Halk Müziğinin gönüllerde iz bırakan güçlü yorumcusu, besteci ve müthiş Fenerbahçeli Sayın Hüseyin Turan Beyefendiyi röportaj sponsorumuz Dalyan Club Tesislerinde konuk ettik.

Adeta Türkü söylemek için yaratılmış Tanrı vergisi insan ruhunu mest eden o muhteşem kadife sesiyle bazen tatlı esintili hoş bir hazzın, bazen de bir ölümün habercisi hazan dolu farklı ezgileri içeren türküleriyle gerçekten kalplere nüfuz ediyor.

O kadife sesiyle yorumladığı hele bir “Merdo” türküsü var ki adeta içini alıyor insanın. Yaşadığı toplumun “Melodik Dili” olmayı fazlasıyla hak eden değerli sanatçımız, kariyer hayatını bir dönem Türkiye’sinde hemen, hemen herkesin ağzından düşürmediği "Ah Le Yar Yar " eseriyle taçlandırmıştır. Düzgün fiziği, yakışıklı ve karizmatik tarzı, müthiş korteks kullanımı, yüksek espri standartları, geniş kültür birikimi, olgun hayat tecrübesi, sağlam kişiliği, yaratıcı, hevesli, enerji dolu güçlü karizması ve ışıltılı karakterleri içeren betimlemeleriyle yılların eskitemediği müthiş bir ikon. Ayrıca, egolarından sıyrılmış, kaprislerinden arınmış da bir insan Sayın Turan. Tüm şöhret ve başarılarına rağmen hala içten ve samimi. Güler yüzlü, ayrıca çok keyifli, onunla birlikte zaman geçirirken insana gerçekten büyük huzur ve mutluluk veriyor.

Değerli sanatçımız, Sayın Hüseyin Turan beyefendiyi, siz değerli taraftarlarımız için; İstanbul’un en köklü ve en prestijli mekânlarından; eğlence ve spor kompleksi Dalyan Club Tesislerinde” ağırladık. Entertainment dünyasından Fenerbahçe’ye kadar birçok şeyi dolu, dolu konuştuk.

SORU: Sayın Hüseyin Bey, sizden öncelikle; müziğin insan yaşamındaki yeri ve kültürün bir parçası olmasında ki önemini rica edelim.

YANIT: Müzik sanatın bir dalı olarak hayatın kendisidir. İnsanın anne karnında ilk olarak kalbi atmaya başladığına göre doğal olarak hayatın başlangıcı da müziktir, müziğin ritmidir. Bu nedenle müzik sanatı olmadan dünya yaşanmaz bir yer olurdu. Diğer taraftan müzik bir kültür ögesidir. İçinde oluşup biçimlendiği kültürün (yaşama biçiminin) özelliklerini oluşturur, geliştirir, çeşitlendirir, zenginleştirir. Kültürel unsurların paylaşılması, korunması ve kuşaktan kuşağa aktarılmasında önemli rol oynar. Müziğin çok türlülüğü ve zengin çeşitliliği olan yapısıyla kültürün bir parçası olmasında ki önemini büyüktür; şeklinde özetleyebiliriz.

SORU: Sanat sosyolojisinin içinde din, töre, mitoloji, gelenek vb. toplumsal kurumlarla müzik arasında nasıl bir etkileşim vardır?

YANIT: İnsanoğlu doğayla iletişim kurabilmek için müziği kullanmıştır. Avcıyken ya da toplayıcıyken yaptığı ritüellerde, tuttuğunda, acı hissettiğinde ya da neşelendiğinde müzikle iççice olmuştur. Bu etkileşimle gelenek, töre, mitoloji dediğimiz kavramlar müzikle oluşabilmiştir hatta anılarımızın da fonunda mutlaka müzik vardır diyebiliriz.

SORU: Müziği detaylı irdelediğimizde, sizce müzik toplum tarafından bilimsel olgu olarak görülebiliyor mu? ya da toplumun bakış açısından, müzik yalnızca düzenli sesler, eğlence, ritüel vb. olayların aracı olarak mı betimleniyor?

YANIT: Toplumun tüm katmanları müziğe bilimsel bir olgu şeklinde yaklaşmamaktadır. Ancak müzikle ilgilenen ve akademik yaklaşan bir kesim bilimsel olarak bakabilmektedirler. Gerçek anlamda müzikten yada sanattan anlayan bir toplum değiliz. Daha çok müziğe eğlence aracı olarak bakıldığı müddetçe bilim olduğunun farkına varılmaz. Ancak kaliteli ve iyi müzik yapıldığında bunu tüketen ciddi bir kitlenin olduğunu da görmekteyiz.

  

SORU: Türk Halk müziğinin tanımı, tarihsel evrelerini rica delim.

YANIT: Halk müziği sanat kaygısı taşımayan, yaratıcısı belli olmayan halkın uzun yıllar deneyimlediği tüm duyguları barındıran; zamanda örgün, mekanda yaygın olan kültürel öğelerin bütünüdür. Yani topraktan alınır, kitapsız söylenir. Müzik İnsanoğlunun üretim ilişkilerinden doğmuştur. Ayrıca doğaya ve doğadaki seslere öykünmekte insanın müziğini bulmasında etken olmuştur. Avcı toplunda silah olarak kullanılan ok ve yay gibi aletler zamanla evrimleşip bir enstrümana dönüşmüştür. Toplumlar her türlü duygusunu bu enstrüman ve kendi sesiyle birleştirerek kendini ifade etmeye başlamışlardır.

SORU: Şimdi biraz özele geçelim. Doğaç Müzik etiketiyle yayınlandığınız 9. solo albümünüz olan “Süveyda” ile Anadolu’dan koca bir nefes alıp, Azerbaycan selamına Şanlıurfa’dan kardeşlik katıp, Trakya’dan umut ekleyerek adeta sevenlerinize beşinci mevsimi getirdiniz. Hayran kitleniz tarafından çok beğenilen bu albümün para ve prestij açısından geri dönüşü nasıl oldu?

YANIT: Maalesef günümüzde yapımcılık zorlaştı. Albümlere harcadığınız para geri gelmiyor. Ama üretim yapmadan da kendinizi güncellemeniz bir hayli zor. Ancak benim albümlerim uzun vadede tüketildiği için böyle bir kaygıyı gütmüyorum. Yıllardır türkülerle direnen ve vazgeçmeden beni dinleyen her bir dinleyicim benim prestijimdir diye düşünüyorum.

SORU: Daha önceden çıkarttığınız “Dolu” albümünde Fuzuli’den kantatlar, son albümünüz “Süveyda” da ise Aşık Mahzuni Şerif’ten “Kanlım Olursun” eserini yorumlamanızın özel bir nedeni var mı?

YANIT: Aslında güzel bir soru ama özel bir nedeni yok bu türküler de diğer okuduğum türküler gibi çok özel hani birazda ustalara saygı göstergesi olsun istedim.

SORU: 1997 yılından bu güne kadar çıkartmış olduğunuz dokuz adet albümlerinizde hep bizden bir şeyler var. Bizi, bizim değerlerimizi anlatıyorsunuz. Kendi motiflerimizi işliyorsunuz. Böyle bir yolu seçmenizin sebebi nedir?

YANIT: Benim kendimi en iyi ifade ettiğim müzik türü olduğu için türküler iyi ki var ve vazgeçemediğim değerimdir diyebilirim.

SORU:  Size göre; müzik piyasasında sanatçı olarak sürekli değişiklikler yapmak, imaj değiştirmek ve farklı tarzlar denemek gerekiyor mu? Örneğin; dudak altı sakal bırakmak belirli bir süreç sonra terk etmek vb. gibi.

YANIT: Bence imaj işinizi iyi yaptığınızda kendiliğinden beliren bir olgudur. Ama benim imajımın şeklen olmadığını düşünüyorum. Yani imajım türkü söylemektir.

     

SORU:  “Aşk” sizi türkülerinizde nasıl etkiliyor? Konu “Aşk” olduğunda; daha verimli, daha güzel işler mi ortaya çıkıyor?

YANIT: Bu soruya yanıtı en güzel Ruhi Su usta dile getirmiş; "türkü söylemek benim için bir aşk halidir"

SORU: Bundan sonraki süreçte gerçekleştirmek istediğiniz yeni projeleriz var mı, varsa neler olabilir? Örneğin bir yerli yapım dizi ya da sinema filminde oynamak ister misiniz? Bence bir sitcom dizi size çok yakışır. Veya müzikal formatlı yarışma programları hazırlayarak televizyonlara dış yapım olarak vermek vb. gibi?

YANIT: Son sorudan yanıtlarsam evet duruşuma uyan her projede olmak isterim tabii ki. Yeni bir şeyler üretmek adına en verimli dönemimde olduğumu düşünüyorum. Yeni proje olarakta yakında dinleyiciyle buluşturacağım birçok yapım üstünde çalışıyorum...

SORU: İyi bir kitap okuyucusunuz, genellikle ne tür kitaplar okursunuz?  Ülkemizde kitap okunması ve satılması konusunda kitap dünyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

YANIT: Evet, çok kitap okuyorum daha çok politik, felsefi, biyografi, araştırma kitapları bazen de roman okumayı severim. Ülkemizin kitap okuma konusunda sıkıntılı olduğunu düşünüyorum. Umarım kitap okuma oranlarımız ve alışkanlıklarımız gelişir.

SORU: Boş zamanlarınızda yaşam alanlarınız nereler? Duygu olarak beslendiğiniz ülkeler, şehirler ya da semtler var mı?

YANIT: Tarihi ve kültürel geziler, sinema, tiyatro fırsat buldukça yaptığım rekreasyonlardır. Ayrıca Paris, Budapeşte, İzmir, Eskişehir ve tabii ki Kadıköy sevdiğim ve duygu olarak beslendiğim şehir ve semtlerdir.

  

SORU: Ve şimdide geçiyoruz Fenerbahçemize; nasıl Fenerbahçeli oldunuz? Fenerbahçeli olmak nasıl bir duygu?

YANIT: Küçükken mahalle arkadaşlarımdan birisi sarı-kırmızı mı, sarı lacivert mi diye sordu. Sarı lacivert renkler daha iyi bir his uyandırdı bende. O günden beri Fenerbahçeliyim. Benim içinde Fenerbahçeli olmak İslam Çupi'nin dediği gibi "onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz" cümlesinde saklı...

SORU: Fenerbahçe’nin, bu sezon kadrosuna kattığı yerli ve yabancı futbolcular için görüşlerinizi alabilir miyiz? 

YANIT: Gelen bütün oyuncular çok kaliteli ve takıma yakışan isimler. Bazı oyuncuların hala adaptasyon sorunları olduğunu düşünüyorum, ancak zamanla kalite farkı ortaya çıkacaktır...

SORU: Bu sezon Sayın Vitor Pereira hocamız yönetiminde nasıl bir Fenerbahçe Futbol takımı görmek istersiniz?

YANIT: Bana göre presi bırakmayan, yardımlaşan ofansif anlamda futbolun doğrularını yapan bir takım olduğumuzda yenilmeyecek rakip yok. Vitor Pereira hocada bunu zorluyor.

SORU: “Hedef 1 Milyon Üye” projesi için taraftarlarımıza mesajınız nedir?

YANIT: Hep destek, tam destek.

  

SORU: Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım’ın büyük önem verdiği, “Fenerbahçe’yi dünya kulübü yapacak proje” olarak tanıtılan FB Yandex arama motoru projesi için yorumlarınızı alalım.

YANIT: Sayın başkanımıza göstermiş olduğu her projedeki duyarlılığı için teşekkür ediyorum. Fenerbahçeliler bu projeye çok duyarlılar diye düşünüyorum ve gözlemliyorum...

SORU: 3 Temmuz 2011 tarihinde başlayan kumpas çöktü, oyun bitti görüşleriniz.

YANIT: Diyen ne güzel söylemiş; “Yanlış hesap Bağdat'tan döner”

Bu keyifli söyleşimizin finalinde; dilerseniz Fenerbahçe camiasına, Büyük Başkanımız Sayın Aziz YILDIRIM beyefendiye ve taraftarlarımıza iletmek istediğiniz mesajlarınızı ve son sözlerinizi alarak röportajımızı sonlandıralım.

Endüstriyel sektör haline gelen, dünyanın en popüler ve en birleştirici sporu olan futbol, aynı zamanda milyar dolarlık büyük ekonomidir. Fenerbahçe ise, Türkiye’de futbol sektörünün her açıdan en büyük lokomotifidir. Büyük camiamızı, değerli başkanımız Sayın Aziz Yıldırım beyefendi ve yönetim kurulumuzu, teknik heyet ve sporcularımızı, büyük sivil toplum örgütü ve müthiş stratejik güç olan harika taraftarlarımızı selamlıyor, herkese sağlık, mutluluk, başarılar diliyor ve tüm camiamızın yeni yılını kutluyor ve sevgi, saygılarımı iletiyorum. Çok hoş ve naif bir söyleşi oldu, teşekkür ediyorum.