Spor Yazarı | FIFA Players' Agent

Dr. Öğr. Üyesi Sedat Hayran

SAYIN AYDIN KURTOĞLU.

Müzikseverler, babadan oğula geçen bir “Veliaht” betimlemesiyle tanıdı onu. Herkes babasının tarzında müzik icra edeceğini beklerken o, ters köşe yaparak pop şarkılarla çıktı karşımıza. Hayranlarını mest eden peş, peşe bomba “Single” albümlerle farkını koydu ortaya. Kısa sürede; diyafram nefesli ses tonu, düzgün fiziği, enerji dolu güçlü karizmasıyla ritmik ve romantik şarkıların prensi oldu. Söz yazarı, besteci ve yorumcu kimliğiyle Türk Pop Müziğinin gitar ve piyano virtüözü, popülaritesi yüksek genç ve yakışıklı aynı zamanda müthiş bir Fenerbahçeli olan değerli sanatçımız Sayın Aydın KURTOĞLU’nu röportaj Sponsorumuz Dalyan Club Tesislerinde konuk ettik.   

Öncelikle; böylesine naif ve duygu insanı olan profesyonelliğin ötesindeki idealleri, çalışma disiplini, kalitesi, sağlam kişiliğiyle dünyaya geniş bir vizyondan bakan, zirve denilen noktada çıtayı sürekli bir üst seviyelere taşıyan, bireysel sublimasyonlu önemli bir genç yeteneği bizlere kazandırdığı için büyük Fenerbahçeli dünya sanatçımız Sayın Cengiz Kurtoğlu ağabeyime teşekkür ediyorum.

    

Ve geçiyorum, değerli genç, karizmatik ve başarılı sanatçımız Sayın Aydın Kurtoğlu’na.. Babasından dolayı birçok kişi onun arabesk müzik yapacağını düşünürken; O pop müziği tercih etti. Ve ilk Maxi Single albümü olan “Köle” şarkısıyla müzik sektörüne bir anda bomba gibi düştü. Hemen arkasından  “Hayırlı Günler” ve “Öptüm” Single albümleri ile müzik listelerini altüst etti. Söz konusu Single albümleri YouTube’da 34 Milyon izleyiciye ulaşmıştır. Sayın Kurtoğlu’nun müzik kariyeri dışında başka bir özel projesi de reklam müziklerine sesiyle hayat vermesi ve karakter seslendirmesi olmuştur. Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde düzenlenen Şirinler Live On Stage müzikalinde seslendirdiği somurtkan Şirin tiplemesi çok beğeni toplamıştır. Değerli sanatçımız şimdilerde ise yeni Maxi Single albümü olan son derece ritmik bir parça "Yak" ile hayranlarına sesleniyor.

Son dönemlere damgasını vuran hit olmuş aşk şarkılarının aranan söz ve müzik insanı değerli sanatçımız Sayın Aydın KURTOĞLU beyefendiyi, siz değerli taraftarlarımız için; İstanbul’un en köklü ve en prestijli mekânlarından; eğlence ve spor kompleksi “Dalyan Club Tesislerinde” ağırlayıp; Entertainment dünyasından Fenerbahçe’ye kadar birçok şeyi dolu, dolu konuştuk.

  

SORU: Sayın Aydın bey; müziğin toplumlarının barışı ve sevgisi üzerindeki önemini rica ederek röportajımıza start verelim.

YANIT: Küresel kültürel kimliğin ana unsurlarından olan ve geleneksel değerler ile çağın öngördüğü değerler arasında köprü olma görevini en etkili biçimde sağlayan müzik; yapısında sevgi ve barış başta olmak üzere birçok önemli işlevi barındırarak toplum içinde yaşanan sosyal özlemleri biçimlendirir. İnsanlar arasında ortak bilinç ve dayanışma oluşturup, toplumsal birliğe, sevgi ve barışa hizmet ederek toplumsal iklimi yansıtır. Festivaller, müzik etkinlikleri gibi kültürel etkileşim ve kaynaşma toplumları ortak bir beğeni ve tarz altında birleştirerek toplumsal barış ve sevgiyi sağlar. O nedenle Müzik, barış ve sevgi için çok önemli bir unsurdur. İnsanlar birbirlerine olan sevgilerini, aşklarını, saygılarını müzikle çok daha kolay anlatabilirler. Çünkü bazı şeyler özellikle duygular bazen konuşularak anlatılamıyor, fakat müzikle bunu daha kolay yakalayabiliyoruz.  

    

SORU: Sosyalleşmenin yeni yüzü ve yeni nesil iletişimi olan sosyal medyanın müzik kültürü eksenindeki kurgusunu nasıl yorumluyorsunuz?

YANIT: Sosyal medya günümüzün en etkin kitle iletişim aracı olarak dikkat çekmektedir. Geleneksel medyadan çok daha farklı tarzla şöhret kültürünü geliştiren önemli bir mecra misyonuyla kitleleri etkisi altına almayı başarmıştır. Müzik temalı paylaşımlar, yeni çıkan şarkı kliplerinin milyonlarca izleyici kitlelerine ulaşması,  Trend Topic oluşumu, müzik yapımcıları ve sanatçıların yoğun ilgisi, sanatçıların sosyal medya üzerinden anketler yaparak hangi şarkılarına klip çekeceklerine karar vermeleri ilave olarak konser ve programlarından bu yolla takipçilerini haberdar etmeleri gibi yadsınamaz müzik sektörüne faydaları var. Örneğin ben; Bir şarkıyı çıkartmak bizde 5-6 ayı buluyor. Bunun hazırlıkları aşamasında sosyal medyadan bizi dinleyenlere haber veriyorum. Albüm çıktığı zamanda sosyal medya aracılığıyla şarkılarımızı halkımıza sunuyoruz. Sosyal medya konusunda destek aldığım arkadaşlarım da bu konuda bana yardımcı oluyorlar. Ekip olarak işleri yürütüyoruz. Diğer bir açıdan Sosyal medyayı doğru kullanmak çok önemli. Yoruma açık bir yer. Yazdığınız bazı şeyler farklı yerlere çekilebiliyor. Herkes istediğini yazabiliyor. Son dönemde “klavye delikanlıları” dedikleri bir durum da var. İyisiyle kötüsüyle bütün yorumları kabul edebiliyoruz. Sıradan vatandaşlar olmadığımız için her zaman paylaşımlara ekstra dikkat etmemiz gerekiyor. 

SORU: Çok sayıda şarkı sözü yazmış ve besteler yapmış bir sanatçımız olarak, şarkı sözü yazılmasında kültür mü yoksa ilham mı ön plana çıkıyor?

YANIT:  Öncelikle ilham diyebilirim. Bunun ne zaman geleceği hiç bir zaman belli olmuyor. Bu zamana kadar yazdığım çok sayıda şarkı sözü ve beste var. Kendi albümünde sadece ilk yatığım projede slow bir şarkımda kullandım. Kültüründe tabii ki büyük etkisi var ama bence o ikinci sıradadır. Bunun örnekleri de üstat isimlerde apaçık ortadır. En somut örneği Sezen Aksu’dur. Söz yazarı ve besteciyim ama şu an için daha çok yorumcu kimliğimi ön planda tutuyorum.

  

SORU: Bir eserin popüler olmasında şarkı sözü ve bestenin önemi ne ölçüdedir?

YANIT: Hiç fark etmiyor. Örneğin; son çıkan ‘Yak’ isimli şarkımızın ilk önce bestesi yapıldı.  Bunun hikayesi anlatıyım size oradan yola çıkalım; bir gün spor yaparken Michael Jackson’ın eski bir şarkısını diliyordum, bunun cover versiyonunu yapmışlar; şarkının ritmi bestesi çok hoşuma gitti ve hemen aranjörümü aradım ve günün akşamında bir araya geldik ve bu şarkının önce bestesini yaptık buradan yola çıkarak sonra sözleri yazıldı.  Ortaya çok güzel duygu yüklü aynı zamanda hareketli bir şarkı çıktı. Bu aynı zamanda duygusal kitleyi yakalıyor. Yaşanmışlıkları olan insanları yakalıyor ve tam öyle de oldu. İyi bir beste, iyi bir söz, halka doğru bir sunum; klip.. Bu üçlü iyi olduğu zaman iyi iş her zaman yürüyor. Çok fazla reklama ve paylaşıma gerek kalmıyor.

  

SORU: Dilerseniz birazda özele geçelim; İşadamlığından sonra popçu olmak iddialı bir karar... 

YANIT: Profesyonel müzik hayatımdan önce seyahat acentam vardı. Bakırköy ve Yeşilköy de şubelerim vardı. Kardeşimle birlikte koşturuyorduk. Ama ben müziğin içinde doğdum. Babadan gelen durumlar söz konusu. Her zaman işin mutfağındaydım. Örnek aldığımın babamın mesleğini icra etmek istedim. Bu benim en büyük hayalimdi. Ama ilk zamanlar babam müzikle profesyonel olarak uğraşmama pek sıcak bakmadı. Birkaç kere girişimlerim oldu, 17-18 yaşından sonra. Sürekli babamlayım. Abim de müzisyen o da Kültür Bakanlığı’nda görevli. Onunla sürekli bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. İçimdeki müzik aşkı sürekli beni motive ederek; bana cesaret vererek; babamın karşısına çıkartıyor fakat babamdan sürekli bana “dur oğlum, hayır, bu işini yapmanı istemiyorum” mesajları geldi. Ona da hak verdiğim zamanlar tabii ki oldu. Kendisi bu sektörün geçmişte zorluklarını yaşamış ve görmüş bir insan. Doğal olarak da kendi evladının bu zorluklardan geçeceğini düşünerek bana “bu işi yapma oğlum, bu iş kolay değil” düşünceleri olmuştur. Bir yandan da şunu düşündüm, kendisi bana söylemedi ama Cengiz Kurtoğlu gibi bir isime, markaya sahipsiniz, bu pozisyona gelene kadar çok mücadeleler vermiş, artık o pozisyona gelmiş ismin bir gün oğlu Aydın Kurtoğlu çıkıyor; bu işe giriyor ve farklı tarzda şarkı yapacak fakat bunun başarısız olma durumları da var. Riziko buydu ama sonunda yaptığım işlerle çıkardığım şarkılarla üstüne koyarak bir şeyleri insanlara gösterdim. Bundan sonrası çok daha iyi olacak.

SORU: Peki ya, Sayın Cengiz Kurtoğlu’nun rahle-i tedrisinden geçmek..

YANIT: O kadar kolay değil.

  

SORU: Kurtoğlu soyadının ne tür yansımaları oldu hayatınıza?

YANIT: Kurtoğlu soyadının artıları olduğu kadar eksileri de çoktu. Özellikle ilk başladığım dönemlerde 1,5 - 2 yıl çok zor geçti. Bir taraftan beni babamla kıyaslayan bir kitle, bir taraftan babamın kitlesi açıkçası benden çok hoşlanmadı, benden arabesk albümü beklentileri oluştu. Biraz ön yargı vardı ama çok güzel bir şarkıyla çıktım. Şarkının gücü sayesinde duvarları yıktım. Son yaptığımız “Öptüm” şarkısıyla da yerimizi biraz sağlamlaştırdık.  Benim soyadım sırtımda çok büyük yüktü. İyi işler yaptıkça bu yük ortadan kalktı. Babamın da en büyük kaygısı buydu. Şu an babam benden daha çok rahatladı. Yaptığım her işte kendimi geliştirdim.

SORU: Müzik sektörüne rüzgar gibi girdiğiniz ilk Maxi Single albümünüz ve aynı zamanda çıkış parçasız olan “Köle”!! Son derece cesur sözleri olan şarkıyla çıkmak iyi cesaret vallahi... 

YANIT: Aranjörüm Serkan ile birlikte düşünüyoruz nasıl bir şarkı yapalım.  Slow düşünüyorduk aslında; aranjörüm “elimizde bir şarkı var, 3 yıldır da kimse bu şarkıyı okumamış bunu sen okusan nasıl olur?” dedi Şarkılarının sözleri dikkatimi çekti “tamam bununla çıkıyoruz” dedim. “Emin misin?” dedi, “olacaksa bununla olacak” dedim. Dediğiniz gibi sözler cesur herkes bu riski alamaz hem de ilk albümde yürek ister ama ben riski aldım. Bu işlerde cesur olup riske girdiğiniz zaman kazanma şansınız daha yüksek oluyor. İyi bir ekibe sahibim ve onlarla birlikte şarkıları seçiyoruz ama son kararı ben veriyorum, babama sormuyorum. “Köle” şarkısı 3 yıl dolaşıyor bana geliyor ve oradan çıkıyoruz. Şarkı ilk çıktığında 1 ay çalmadı tam olmadı derken şarkı bir anda patladı ve aldık yürüdük. Köle 8-9 milyon, hayırlı günler 15 milyon, Öptüm de 10 milyon tıklanma sayısına yaklaştı. Sağlam adımlarla ilerliyoruz. Köle’nin bir başka özelliğde tam bir tribün şarkısı olması karşı tarafa çok gideri var. Belki sözlerini Fenerbahçe’ye uyarlayarak bir maxi single yapabilirim.

  

SORU: İkinci maxi single albümüz "Hayırlı Günler" oldu. Köle’nin akustik versiyonunu da kullanarak güzel bir proje oluşturdunuz.  Klipin bir kısmını Almanya / Berlin'de, bir kısmını da Türkiye'de çektiniz. Galiba o daha büyük ses getirdi.

YANIT: Evet.Hayırlı Günler” benim yerimi sağlamlaştırdı. ‘Artık bu çocuk bu sektörde var. Aydın Kurtoğlu artık aramızda’ Müzisyen arkadaşlara beni kabullendirdi. Babamın yüzünü güldüren bir şarkıdır.

SORU: Sizde yeri bir başka olan “Devlerin Aşkı” desem..

YANIT: “Devlerin aşkı” babamla katıldığım “velihat” isimli yarışma programında doğmuş ve benim dönüm noktam olmuştur. Yarışmada dördüncü ya da beşinci haftaya kadar hep babamın şarkılarını okudum. Dediler ki bir hafta kendiniz bir şarkı seçin velihatlar tek başında okusun. Bu şarkı benim çok sevdiğim şarkıydı, sahnede bunu bir okudum. Babam hüngür hüngür ağladı karşıda. Hissederek okudum ve güzel övgüler aldım. Oraya kadar okuduğum şarkılar hep görev niteliğindeydi. Bu şarkının ardından  “Devlerin Aşkı” birçok sanatçı tarafından tekrar okundu, remixleri yapıldı. Akşamında babam geldi öptü beni. Sonrasında babamdan izni aldık, ‘yol senin’ dedi. ‘Ama bu yolda ben yanında yokum’ dedi. “Bana sakın şunu ara, bunu iste deme” dedi. Bu şarkı kariyerimin başlangıç noktasıdır o nedenle yeri başkadır bende.

SORU: “Köle”, ”Hayırlı Günler” ve “Öptüm” single albümlerinizden sonra şimdide yine müzik listelerini altüst edecek yeni maxi single albümünüz olan  “Yak”ı müzikseverler ile buluşturdunuz. Beklentileriniz..

YANIT: Bol dinlenme, bol tıklanma, bol konser.

  

SORU: Bundan sonraki süreçte bir sit-com dizi ya da müzikal oyun sahnelemek, hatta ve hatta bir opera resitali gibi projeleri düşünseniz, ne dersiniz hoş olmaz mı?

YANIT: Aynen çok hoş olur. Güzel önerileriniz için teşekkür ederim. Neden olmasın. Ekip olarak böyle projelere sıcak bakıyoruz. Bununla alakalı birkaç girişimim de oldu. O zaman biraz erkendi ama şu saatten sonra bizimde tasarladığımız işler olacaktır..

SORU: Ve şimdide geçiyoruz Fenerbahçe’ye. Nasıl Fenerbahçeli olduk, Fenerbahçeli olmak nasıl bir duygu?

YANIT: Fenerbahçeli olmadık, Fenerbahçeli doğduk, çünkü bizde bütün sülale Fenerbahçelidir. Fenerbahçeli olmak bir ayrıcalıktır, gururdur. Renklerine hayranlığım, aşkım hep başkadır. Hayallerimden biri başarılı bir şarkıcı, iyi bir sanatçı olmaktı, çocukluğumdan beri şunu da düşünmüşümdür. Keşke Fenerbahçe gibi bir takımda futbolcu olsaydım. Şu anda keşke Fenerbahçe’ye güzel bir marş yapsam, yaptığım şarkılar sırça saray stadımızda çalsa Fenerbahçem için böyle hayallerim var.

SORU: Aydın Kurtoğlu perspektifinden Fenerbahçe yorumu desem.. 

YANIT: Fenerbahçe’yi kendime örnek alıyorum. Katma değeri çok yüksek bir kulüp. Her yıl koya koya ilerliyor. Her geçen sene daha da büyüyüp, kalitesini Avrupa bazında yüksek noktalara taşıyor. Düşünebiliyor musunuz bu takımın en başarısız olduğu sezon ligi ikinci bitiriyor. Gerisini varın siz düşünün. İşte büyüklük kriteri bu olsa gerek. Fenerbahçe büyük bir spor kulübü. Selam olsun bu büyük camiaya.

SORU: Fenerbahçe’nin galip gelmesi için özel bir toteminiz var mıdır?

YANIT: Çok sevdiğim Galatasaraylı bir arkadaşım var, çünkü o ne zaman benimle maç izlese karşı taraf kaybediyor, biz kazanıyoruz. Mümkün olduğunca onu davet ediyorum. Vakit buldukça stada gelip maçları izlemeye çalışıyorum. Kombineyi de ekiple birlikte aldık o da stat totemimiz oluyor..

SORU: Yakında başlayacak Avrupa sınavı ile 2016-2017 futbol sezonda nasıl bir Fenerbahçe futbol takımı görmek istersiniz?

YANIT: Fenerbahçeli olduğum için söylemiyorum ama hep bir şey vardır bende “Fenerbahçe bu maçı alır, Fenerbahçe bu kupayı alır.” Fenerbahçe sağlam bir takım. Avrupa’da başarılı olma durumu vardır.

  

SORU: “Hedef 1 Milyon Üye” projesi için taraftarlarımıza mesajınız nedir?

YANIT: Bir inovasyon projesi.   Fenerbahçe Spor Kulübü’nü gerçek sahiplerine, yani taraftarlarına açan çok özel, farklı ve özgün bir proje modeli.  Ancak bu güzel proje  Hedef 1 Milyon’da tabii ki kalmasın. 5 milyon 10 milyon olsun diyorum. Hoşuma giden çok güzel bir slogan vardır. Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak diye. İnşallah öyle de olur.

SORU: Birde Fenerbahçe Dergisi hakkında görüşleriniz bak doğruyu söyle..

YANIT: Fenerbahçe Spor Kulübü Dergisi. Bizim için yaptığımız röportaj ve haberin paylaşımı açısından çok önem taşıyor. Milyonlarca Fenerbahçeli okuyor bu dergiyi.  Beni takip eden birçok insan Fenerbahçeli olduğumu bilmiyordur, sayenizde bunu öğrenecek. Fenerbahçe için olan düşüncelerimi, hayatımla alakalı bilgilere ulaşacaklar. Renkleri bile muhteşem. Kendi taraftarlarımıza, ulaşmamızı sağlayan önemli iletişim aracı. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. İçeriği, tasarımı, kalitesi, baskısı gerçekten harika. 25 Milyon taraftarlarımıza sesleniyorum bu güzel dergiye üye olamayan kalmasın lütfen. 

Bu keyifli söyleşimizin finalinde; dilerseniz Fenerbahçe camiasına, Büyük Başkanımız Sayın Aziz YILDIRIM beyefendiye ve taraftarlarımıza iletmek istediğiniz mesajlarınızı ve son sözlerinizi alarak röportajımızı sonlandıralım.

Öncelikle büyük taraftarlarımıza; dostluk, barış, sevgi, müzik neşe, dolu olalım. Sporun önemini hiçbir zaman kaybetmeyelim. Etik değerlerimizi koruyalım. Bugüne kadar olduğu gibi her zaman Fenerbahçe’yi destekleyelim. Büyük Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım beyefendiye; öncelikle kendisini çok seviyorum. Şahsen tanışma fırsatı bulamadım ama Başkanımızla tanışmayı çok isterim. Duruşunu çok beğendiğim adam gibi adam. Gerçek bir lider. Hep söylemişimdir; Fenerbahçe gibi köklü bir kulübün başkanı da böyle bir birey olmalıdır. Allah, Fenerbahçe’yi Aziz Yıldırım’sız bırakmasın, başımızdan eksik etmesin. Böyle bir takım arkasında böyle bir dik duruşlu insanın olması da çok faydalı. Ne kadar tanımasam da dışarıdan gördüğüm kadarıyla çok duygusal ve sözünün eri bir ağabeyimiz. Kendisine Saygılarımı iletiyorum. Büyük camiamızada sağlık, mutluluk, başarı dolu güzel yarınlar diliyorum. Gerçekten hoş bir sohbet oldu, büyük keyif aldım teşekkür ediyorum. Sevgiyle kalın, sağlıcakla kalın hoşça kalın.