Spor Yazarı | FIFA Players' Agent

Dr. Öğr. Üyesi Sedat Hayran

SAYIN YAVUZ SEÇKİN.

O, “Komedi Show” dünyasının usta ismi, taklitlerin efendisi “1001 SES” Yavuz. Tanrı vergisi yetenekleri ve harika korteks kullanımıyla güldürmeyi zekâyla birleştiren Stand-Up dünyasının kralı. Kılıktan kılığa girdiği çok sayıdaki karakter tiplemeleri, esprileri, beğeni toplayan çıkışlarıyla Türk halkının kayıtsız kalamadığı müthiş bir mizah ve güldürü fenomeni. Aynı zamanda Fenerbahçe aşığı olan Sayın Yavuz ŞEÇKİN Beyefendiyi röportaj Sponsorumuz Dalyan Club Tesislerinde konuk ettik. 

Stand-Up yapmanın büyüsünden ayılmayı reddetmenin ciddiyeti, sorumluluğu ve çekiciliğiyle her zaman yaşamın anlamına, “gülücükler” konduran bir muzır adam betimlemesiyle ön plana çıkan anlatanla dinleyeni; oyuncuyla seyirciyi, uyuşmazmış gibi görünen şeyleri bir araya getirerek inanılmaz sinerjiler yaratan müthiş bir güldürü ve konuşma ustası.

Türk tiyatro, sinema ve televizyon gibi gösteri sanatları dünyamızda sempatikliğiyle en çok konuşulan, internet sitelerinde en çok tıklanan, yaptığı radyo ve televizyon programlarıyla her zaman olay olan, müthiş bir fenomen O. Ve en çokta sahnelerde sergilediği güler yüzlü, hoş, espritüel kişiliği, elastik zekâsı, kendine özgü müthiş korteks kullanımlı tarzıyla, kahkaha tufanları estiren, o harika Stand-Up gösterilerine hastayız hepimiz.

Gösteri sanatları dünyasının sevilen yüzü ve Türkiye'nin en hiperaktif şovmeni Sayın Yavuz SEÇKİN beyefendiyi, siz değerli taraftarlarımız için; İstanbul’un en köklü ve en prestijli mekânlarından; eğlence ve spor kompleksi “Dalyan Club Tesislerinde” ağırlayıp; Entertainment dünyasından Fenerbahçe’ye kadar birçok şeyi dolu, dolu konuştuk.

  

SORU: Sayın Yavuz Bey; Çağdaş sanat sektörünün önemli bir sanatçısı olarak sizden öncelikle; Sosyalleşmenin yeni yüzü ve yeni nesil iletişimi olan twitter, facebook, Instagram vb. gibi sosyal medyanın mizah kültürü eksenindeki kurgusunu rica edelim?

YANIT: Sosyal medyanın egemen medyadan farklı yönlerini; halkın medyası olması, üretenlerin ve tüketenlerin aynı kişiler olması şeklinde kabul edersek; sosyal medyayı bireylerin kendini ifade etme aracı olarak tanımlayabiliriz. Sosyal medya öncesi bireylerin ayırt edici özel yeteneklerini ifade şansı egemen medya izin vermeden pek mümkün değildi. Sesi güzel olan, güzel dans eden, resim çizen, şiir yazan, fotoğraf çeken, mizah yapan pek çok insan henüz keşfedilmeden körelmeye başlıyordu. Takdir edilme, bilinme, kendilerinden söz edilme haklarından mahrum olarak yetenekleri ile baş başa kalabiliyorlardı. Sonra sosyal medya çıktı ortaya, bir keşif aracı gibi yeteneklerin gün yüzüne çıkmasını sağladı. Pek çok yetenekten bahsedebilecek olsak da; bunların içinde sosyal medyanın ortaya çıkardığı en somut yetenek; halkımızın otobüste, iş yerinde, yürürken, tuvalette, yemek yerken, iş görüşmesinde birden ortaya atabildiği esprilerdir. İnsanların sosyal medyayı bu kadar çok benimsemesi ve takip etmesi; sosyal medyanın eğlendiren, güldüren özelliği ile kullanıcıların daha önce görmedikleri, duymadıkları yeni mizahi unsurları keşfetmesinden kaynaklanıyor. Sosyal medya mizah yeteneğine son derece hakim olan insanların önlerine çıkan malzemeleri ne kadar iyi kullanabildiklerinin önemli bir göstergesi oluyor, diye düşünüyorum.

SORU: Taklit yeteneğiniz nasıl keşfedildi?

YANIT: Taklit yeteneğimi aslında biraz geç, 27 yaşında keşfettim. O zamanlar Gültepe'de esnaftım. Arkadaşlar bir gün ne kaybedersin bir şansını dene dediler. Olurdu olmazdı derken kendimi iner misin çıkar mısın yarışmasında buldum. Çok heyecanlanmıştım, ilk yaptığım taklit Elvir Boliç oldu ve bana uğurlu gelmişti, yarışmada birinci oldum. Herkes yarışmayı izledikten sonra artık dükkânda çalışamaz hale gelmiştim. Geri dönüşü olmayan bir maceraya girdiğimi hissediyordum. Aslında öncesine baktığımda, rahmetli babamın neşesi, eğlenceli yapısı, saz çalıp söylemesi, bizim dört kardeş sürekli evde halay modunda olmamız :) sanırım babadan geliyor bu enerji ve yetenek diyebilirim.

SORU: Radyoculukta ilk yayın hayatınız olan ve dinleyenleri gülmekten kırıp geçirerek adeta bir Yavuz Seçkin rüzgârı estirdiğiniz Radyo Klas’taki "Yavuz'un Minibüsü" desem.

YANIT: İner misin çıkar mısın yarışmasından sonra Radyo Klas'ta çalışmayı kafaya koymuştum. Taklit yeteneği radyo için biçilmiş kaftandı. Kadir Çöpdemir beni işe aldı.10 yıl içinde yaptığım formatlar ve radyo şakaları "Yavuz'un Minibüsü" radyoda fenomen hale geldi diyebilirim. Herkes yayın başlasa bakalım Yavuz bu sefer kimi işletti diye bekliyordu. Her şaka medyada büyük yer buluyordu, bütün ünlülerin korkulu rüyası olmuştum :)

  

SORU: Programlarınızda telefon şakalarına yer vererek birçok ünlüye şakalar yapıyorsunuz, bu olgu sizde nasıl bir duygu paradoksu yaratıyor?

YANIT: Telefonda şaka yapmak, özellikle ünlü birini taklit ederek bir başka ünlüyü işletmek gerçekten çok heyecan verici bir durum. İşletmesine işletiyorsun ama ya işlettiğin ünlü senin taklidi yaptığın ünlü ile kavgalıysa veya çok samimiyse ve özel sırları varsa. Bu yüzden işleteyim derken madara olmak çok mümkün :) Mesela; Bir keresinde Cüneyt Arkın olarak Eşref Kolcak'ı aradım, ben Cüneyt Arkın'ım dedim. O da peki sen Cüneyt Arkın isen yanımda oturan kim dedi :)) telefonu usulca kapattım :))

SORU: Televizyon dünyasına ilk adım attığınız ve “Sertaç” tiplemesiyle oldukça beğenildiğiniz "Avrupa Yakası" dizisindeki performansınız sonrası reklam ve sinema filmlerinde yer aldınız. Kariyer hayatınızın dönüm noktası "Avrupa Yakası" olabilir mi?

YANIT: Avrupa Yakası; Radyo'dan televizyona geçmemi sağladı, sihirli bir değnek gibiydi. Fakat Avrupa Yakasına dahil olmamda yine radyo sayesinde, Sinan Çetin'e yaptığım bir telefon şakası ile olmuştu. Radyo olmasa olmazdı. Sertaç karakteri tuhaf bir şekilde bana cuk oldu, sanırım eski günlerdeki, esnaf, tezgâhtar, amatör break dansçı, motor meslek lisesi mezunu (eli her işe yatkın) bir adamın yaşanmışlıklarından ortaya karışık şahane bir Sertaç çıkmıştı :)

SORU: Gelelim şu meşhur “Oğlum Bak Git” sinema filmine. Türkiye'yi ayağa kaldıran video ve ardından çekilen filmle ilgili olaylar bitmek bilmedi. Film sadece olay cümlenin patentini satın alarak başlamıştı ancak sonrasında sınav sorusu oldu, temizlik işçilerinin gururu oldu, siyasete bile konu oldu, tişörtleri dahi basıldı ve mahkemeye kadar taşındı. Hikâyeyi sizden rica edelim.

YANIT: Oğlum Bak Git filmine ben çekime 5-6 gün kala dahil oldum. Yapımcısı, isim hakkını almış ve bir senaryo yazdırmış. Senaryo Orhan adında bir taksicinin başından geçen bir yol hikâyesiydi. Okudum hoşuma gitti kabul ettim. Aslında oğlum bak git isminin popülerliğini kullanmak istemişti yapımcı, ama ne kadar avantajı oldu ne kadar dezavantajı oldu tartışılır. Ben yine de kısıtlı bütçe ile güzel bir iş çıkarttığımızı düşünüyorum.

  

SORU: Ve şimdi de Stand-Up diyoruz. Stand-Up komedi gösterilerinizde, içinde hep bir bütünlük ve sonlara saklanan mesajlar veriyorsunuz. İzleyenleri neşelendirirken duygu ve düşüncelerinizi onlara alkışlatarak benimsettirmek size nasıl bir haz veriyor?

YANIT: Stand up show izlemeye gelen izleyici nefes almadan doyasıya gülmek istiyor. Çok uzun hikâyelerden ziyade, kısa kısa ve anında reaksiyon alınan şakalar daha etkili. Bunu maç gibi düşünün erken gelen gol takımı rahatlatır, daha iyi pas yapar, seyirciyi arkana alırsın. Ben sahnede, seyircinin benden ne istediğini çok iyi biliyorum. Seyirci isteği doğrultusunda sahnedeki komedi şekilleniyor. Ben sahnede, spontane gelişen interaktif komedi yapıyorum. Müthiş bir haz.

SORU: Madalyonun birde diğer yüzüne bakalım; Stand-Up yaparken ne tür zorluklarla karşılaşıyorsunuz özellikle bu dönemlerde İnsanları güldürmek biraz zor olmuyor mu?

YANIT: Benim yaptığım aslında stand up dan ziyade sahne Show’u, kendi halinde bir kabere  tadında, 2 saat sahnede kalıp 50 ye yakın tipleme yapıyorum, bıyıklar peruklar havada uçuşuyor :) Bu dönem , biraz iki arada bir derede komedi dönemi, Hava ve ortam mizaha uygunsa oyalanmadan çabuk, çabuk güldürmek lazım, açıkçası çok şaka kaldırmayan zor günler yaşıyoruz.

SORU: Gişe rekoru kırmaya hazırlandığınız ve bir mafyatik komedi olarak adlandırdığınız vizyondaki en son filminiz “Oldu mu Şimdi” için non-stop 50 dakika kahkaha var diyor ve çok iddialıyız galiba…

YANIT: Evet, yeni filmimiz "oldu mu şimdi"? 90 dakika ve biz her dakikasında sinema izleyicisini güldürmeyi düşündük. 50 dakika kahkaha sadece benim sahnelerde :) diğer oyuncularımız Serkan Şengül, Emre Mutlu, Orhan Aydın onlarda en az bir 50 dakika güldürür, Alın size toplamda %100 komedi :)

  

SORU: Uzun yıllar başarı dolu sanat hayatınızın yanında yaşama sevincinizi, enerjinizi hiçbir zaman kaybetmiyorsunuz Sizce bu olgunun sırrı nedir acaba?

YANIT: Aslında madalyonun görünen yüzü öyle, yani bizimde zaman zaman enerjimiz düştüğü anlar oluyor fakat işimiz gereği pek çaktırmıyoruz :)  Tabi ailem, çocuklarım ve eşim Dicle... Onların varlığı, sağlığı, mutluluğu, yaşama sevincimi ve motivasyonumu yüksek tutmamı sağlıyor. Ve şüphesiz bir de Fenerbahçe

SORU: Herkesin sizin hakkınızda birleştiği tek nokta var; Kim, sizinle ilgili konuşsa söylediği ilk şey “Adam gibi adamdır” oluyor. Farklı görüşlerdeki milyonlarca insana bu duyguyu nasıl verdiniz?

YANIT: Çok teşekkür ederim sağ olsunlar. Ben Elimden geldiğince genele hitap etmeye çalıştım. Anadolu'da yüzlerce gösteri yaptım, hala yapıyorum, çağırıldığım her yere elimden geldiğince gitmeye çalışıyorum. Belki de Saçsız olmam bilmiyorum ( Cabrio)  :) şaka tabi ki.. .Sanırım yıllardır yaptığım tiplemeler ve şakalar,15 yıllık bir radyo programı geçmişi "Yavuz'un Minibüsü ve Avrupa yakası

SORU: Boş zamanlarınızda yaşam alanlarınız nereler? Duygu olarak beslendiğiniz ülkeler, şehirler ya da semtler var mı?

YANIT: Yaşam alanın ev ve bahçe.. Tipleme çekimlerimi evde yapıyorum genelde, yaptığım tiplemeyi bilirkişi ilk olarak eşim Dicle'ye gösteririm. İnanırım ona olmuş derse olmuştur. En çok zorlanan 3 yaşındaki kızım Mila.. Babasının ne tür bir deli olduğunu henüz çözemedi :)

    

SORU: Sayın Yavuz ŞEÇKİN beyin hobileri nelerdir?

YANIT: Eski otomobilleri seviyorum. 115 kasa 230.4 Mercedes'im var. En büyük hobim onunla gezmektir. Baba yadigârı olması ayrı bir anlam katıyor elbette. Bir kaç tane daha vardı ama eşimi ısrarı sonucu elden çıkardım :) Sanayilerde sabahlar olmasın modundaydım bir ara :) Bir de 30 tane silikon kuklam var, yıllar önce Cihat Hazardağlı'nın plastik Show diye kukla Show programı vardı. Orda Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve birçok siyasiyi seslendirmiştim. Daha sonra kendi kuklalarım neden olmasın dedim. Şimdilik bekliyorlar ama güzel projeler var aklımda, kısmet bakalım :)

SORU: Ve şimdide geçiyoruz Fenerbahçemize; nasıl Fenerbahçeli oldunuz? Fenerbahçeli olmak nasıl bir duygu?

YANIT: Doğuştan Fenerbahçeliyiz. “Ailecek” Oğlum Oğuzhan sıkı Fenerli. Adını Fenerbahçe'nin efsanevi Kaptan'ı Oğuz Çetin'den aldı. Fenerbahçe'yi sevmemde Selçuk Yula hayranlığı yatar. Okul yıllarda saçlarımı onun gibi uzatmıştım ( müdür kesti sonra, ama biraz dipten kesmiş; yok denecek kadar şu an  :)) şaka tabi.. Selçuk abi gibi koşar, onun gibi penaltı atmaya çalışırdım. Atletizm derecelerim vardı, İyi kaçardım ben :))) Selçuk Yula, Allah rahmet eylesin, Nur'lar içinde uyusun zamansız gitti, benim için efsanedir. Benim için, Fenerbahçelilik dünyanın en güzel duygusudur.

SORU: Fenerbahçe’nin, bu sezon kadrosuna kattığı yerli ve yabancı futbolcular için görüşleriniz.

YANIT: Dünya çapında oyuncuları getirmek kolay değil Valla Fenerbahçe'nin kadrosu, son yılların flaş kadrosu. Takım maç oynaya oynaya oturdu. Ben özellikle Markoviç hayranıyım, İnşallah seneye kalır. Gökhan Gönül ve Mehmet Topal takımın dinamosu ve çok karakterli oyuncular can dostlar, bazen sitede iki lafın belini kırıyoruz :)

  

SORU: Bundan sonraki süreçte Sayın Vitor Pereira hocamız yönetiminde nasıl bir Fenerbahçe futbol takımı görmek istersiniz?

YANIT: Pereira hoca ile Fenerbahçe ciddi başarılar yakalamaya start verdi. Hatta bu kadro ile seneye çok daha büyük başarılara imza atacağına eminim.

SORU: “Hedef 1 Milyon Üye” projesi için taraftarlarımıza mesajınız nedir?

YANIT: Hedef 1 milyon üye projesi bir an evvel tamamlayıp, başka hedeflere yönelmek lazım. Eminim, taraftarlarımız çok kısa zamanda bu hedefi yakalayıp geçeceklerdir. Aslında ne bir milyon üyesi, üç milyon olur, beş milyon olur inşallah

SORU: 3 Temmuz 2011 tarihinde başlayan kumpas çöktü, oyun bitti görüşleriniz.

YANIT: Hak yerini buldu, daha da bulacak.. Fenerbahçe taraftarları kulüplerine ve büyük başkana sahip çıktılar. Doğruluğun ve azmin başarısıdır.

Bu keyifli söyleşimizin finalinde; dilerseniz Fenerbahçe camiasına, Büyük Başkanımız Sayın Aziz YILDIRIM beyefendiye ve taraftarlarımıza iletmek istediğiniz mesajlarınızı ve son sözlerinizi alarak röportajımızı sonlandıralım.

Aziz Başkan'ımıza, Fenerbahçe'ye yapmış olduğu büyük hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum.  Fenerbahçe için çok özel projelere imza atan başarılı bir başkan ve de çok naif bir insan. Büyük camiamızı, değerli başkanımız Sayın Aziz Yıldırım beyefendi ve yönetim kurulumuzu, teknik heyet ve sporcularımızı, büyük sivil toplum örgütü ve müthiş stratejik güç olan harika taraftarlarımızı selamlıyor, herkese sağlık, mutluluk, başarılar diliyor, sevgi ve saygılarımı iletiyorum.